Hukuki Makaleler

Kadına Karşı Basit Yaralama Şikayete Tabi Mi?

Kadına Karşı Basit Yaralama Şikayete Tabi Mi- Muğla Avukat Sarp Özdemir

Kadına Karşı Basit Yaralama Şikayete Tabi Mi? sorusu, uygulamada en çok tereddüt edilen konuların başında gelir. TCK 86/2 kapsamında “basit tıbbî müdahaleyle giderilebilir” nitelikteki yaralanmalar şikâyete tabidir; mağdurun altı ay içinde başvuru yapması gerekir. Suç kadınlara karşı işlendiğinde, aynı fıkra uyarınca alt sınır en az altı ay olacak şekilde ceza artırımı söz konusudur. Buna karşılık, TCK 86/1 (basit müdahaleyi aşan yaralama) ve TCK 86/3 (eşe/kardeşe, kamu görevlisine, savunmasız kişiye karşı veya silahla vb. nitelikli haller) şikâyete tabi değildir; Cumhuriyet savcısı re’sen soruşturma yapar. Basit yaralama, genel kural olarak uzlaşma kapsamındadır; ancak nitelikli haller uzlaşmaya elverişli değildir.

Kasten Yaralama Suçu Nedir?

Kasten yaralama, iradi bir hareketle mağdurun beden veya ruh sağlığı üzerinde acı, hasar ya da algılama yeteneğinde bozulma meydana getiren her eylemdir (TCK 86). Bu kapsam yalnızca görünür yaraları değil; acı verilmesi, sağlığın bozulması veya algılamanın zedelenmesi gibi sonuçları da içerir. Örneğin yumruk/tokat, sert cisimle vurma, kesici-delici alet kullanma, zehirleme, hatta geçici bilinç bozulması yaralamaya vücut verebilir.

Basit tıbbî müdahaleyle giderilebilir nitelikte ise olay TCK 86/2 kapsamında değerlendirilir ve şikâyete tabidir. Bu halde kadına karşı işlenmesi durumunda cezanın alt sınırı en az altı aydır. Basit müdahaleyi aşan yaralanmalar TCK 86/1 kapsamına girer ve şikâyete tabi değildir. Ayrıca eşe/boşanmış eşe, üst-altsoya, kardeşe, savunmasız kişiye, kamu görevlisine karşı ya da silahla işlenmesi gibi nitelikli hâller (TCK 86/3) de şikâyete bağlı değildir ve savcılık re’sen işlem yapar.

Suçun belirlenmesinde temel ölçüt, neticedir: acı, sağlıkta bozulma veya algılamada bozulma. Neticenin basit tıbbî müdahaleyle giderilebilir olup olmadığı, ceza tür ve miktarını belirleyen kilit kriterdir. Basit yaralama, kural olarak uzlaşma kapsamındadır; nitelikli haller uzlaşmaya elverişli değildir.

Kadına Karşı Basit Yaralama Suçunun Tanımı

Kadına karşı basit yaralama suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 86/2. maddesinde düzenlenen kasten yaralamanın hafif hali olup, fiilin kadın mağdura karşı işlenmesi halinde cezanın alt sınırının artırılması söz konusudur. Maddeye göre:

“Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı altı aydan az olamaz.”

Bu düzenleme ile yasa koyucu, kadına yönelik şiddeti caydırmak amacıyla, yalnızca cezanın alt sınırını yükseltmiş; suçun nitelik ve takip şekline ilişkin herhangi bir farklılık öngörmemiştir. Dolayısıyla kadına karşı basit yaralama, genel kural gereği şikâyete tabi bir suçtur. Şikâyetin süresi altı ay olup, bu süre fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren başlar.

Basit yaralama fiili, kadına karşı işlendiğinde de uzlaşmaya tabidir; ancak nitelikli yaralama halleri (örneğin silahla veya kamu görevi nedeniyle işlenmişse) uzlaşma kapsamı dışındadır.

Kadına Karşı Basit Yaralama Suçunun Cezası

Kadına karşı basit yaralama suçu, TCK 86/2 uyarınca cezalandırılmaktadır. Kanun metninde, bu fiil için öngörülen temel ceza “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası” dır. Ancak suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde, 12 Mayıs 2022 tarihli 7406 sayılı Kanun değişikliğiyle birlikte cezanın alt sınırı altı aydan az olamaz şeklinde düzenlenmiştir.

Bu durum, kadına karşı işlenen basit yaralama eylemlerinde cezanın artırımlı olarak uygulanacağı anlamına gelir. Hakim, olayın özelliklerini dikkate alarak hapis cezasını adli para cezasına çevirebilir, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya erteleme kararı verebilir. Ancak, bu tür kararların verilebilmesi için failin daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması ve mağdurun zararının giderilmesi şarttır.

Kadına karşı basit yaralama suçu, kasten işlenen bir fiil olduğundan, failin eylemi bilinçli ve istekli şekilde gerçekleştirmesi gerekir. Taksirli (dikkatsizlik veya tedbirsizlik sonucu) yaralama durumlarında ise farklı hükümler uygulanır.

Kadına Karşı Basit Yaralama Şikayete Tabi Mi?

Kadına karşı basit yaralama suçu, TCK 86/2 kapsamında şikâyete tabi bir suçtur. Yani, mağdur kadının şikâyetçi olması halinde Cumhuriyet savcılığı soruşturma başlatabilir. Şikâyet olmaksızın bu suçtan dolayı re’sen soruşturma yapılamaz.

Türk Ceza Kanunu’na göre, basit tıbbî müdahaleyle giderilebilecek yaralanmalarda soruşturma ve kovuşturma, mağdurun şikâyetine bağlıdır. Kadına karşı işlenmesi hâlinde sadece cezanın alt sınırı artırılmıştır; suçun takip şekli aynı kalmıştır.

Bu durumda kadın mağdur, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyet hakkını kullanmalıdır. Altı aylık bu süre, hak düşürücü niteliktedir; sürenin geçmesi hâlinde artık şikâyet hakkı ortadan kalkar.

Eğer şikâyet yapıldıktan sonra mağdur şikâyetinden vazgeçerse, soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) verilir; kovuşturma aşamasında ise dava düşer.

Basit yaralamanın aksine, nitelikli yaralama halleri (örneğin silahla, kamu görevlisine veya eşe karşı işlenmişse) şikâyete tabi değildir ve savcılık tarafından re’sen soruşturulur. Dolayısıyla kadına karşı basit yaralama hâlinde, mağdurun şikâyeti olmazsa ceza yargılaması başlatılamaz.

Kadına Karşı Basit Yaralama Suçunda Şikayet Süresi

Kadına karşı basit yaralama suçunda şikayet süresi, Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümlerine göre altı aydır. Bu süre, mağdurun faili ve suçu öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Yani kadın mağdur, kendisine yönelik yaralama fiilini ve failin kim olduğunu öğrendiği andan itibaren 6 ay içinde yetkili mercilere (Cumhuriyet Savcılığına veya kolluk kuvvetlerine) şikayet başvurusunda bulunmalıdır.

Bu süre hak düşürücü niteliktedir; altı aylık süre geçtikten sonra yapılan şikayetler hukuken geçersiz sayılır. Şikayet hakkı kullanılmazsa veya süre geçerse, kamu davası açılmaz. Ancak mağdur altı ay içinde şikayetçi olduktan sonra, soruşturma ya da dava devam ederken şikayetten vazgeçerse, soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK), kovuşturma aşamasında ise davanın düşmesi kararı verilir.

Burada önemli bir ayrım şudur: Eğer yaralama basit tıbbi müdahale sınırını aşmışsa ya da silahla, eşe, boşanmış eşe veya kamu görevlisine karşı işlenmişse suç artık şikayete tabi değildir ve savcılık re’sen işlem yapar. Ancak bu nitelikli haller dışında kalan kadına karşı basit yaralama suçlarında, şikayet süresi içinde yapılan başvuru zorunlu bir şarttır.

Kadına Karşı Basit Yaralama Suçunda Uzlaşma

Kadına karşı basit yaralama suçu, uzlaşmaya tabi suçlar arasındadır. Türk Ceza Kanunu’nun 86/2. maddesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesi uyarınca, şikayete bağlı suçlarda mağdur ile fail arasında uzlaştırma süreci uygulanabilir.

Uzlaşma, tarafların karşılıklı anlaşmaya varması hâlinde cezai sürecin sona ermesini sağlar. Soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısı, kovuşturma aşamasında ise mahkeme, taraflara uzlaşma teklifinde bulunur. Mağdur veya fail bu teklife 3 gün içinde yanıt vermek zorundadır. Uzlaşma gerçekleşirse, dosya hakkında “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” verilir veya dava açılmışsa dava düşer.

Ancak dikkat edilmesi gereken önemli bir istisna vardır: Eğer yaralama nitelikli hâllerde (örneğin eşe, boşanmış eşe, kamu görevlisine, savunmasız kişiye veya silahla) işlenmişse, artık TCK 86/3 kapsamına girer ve uzlaşma mümkün değildir.

Kadına Karşı Basit Yaralama Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

Kadına karşı basit yaralama suçu, niteliği gereği Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararının uygulanabileceği suçlar arasındadır. CMK 231. madde uyarınca, HAGB kararı verilebilmesi için bazı şartların bir arada bulunması gerekir.

Bu şartlar şunlardır:

  • Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması,
  • Mahkemenin, sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutumuna göre yeniden suç işlemeyeceğine kanaat getirmesi,
  • Suçtan doğan zararın tamamen giderilmesi,
  • Sanığın HAGB kararını kabul etmesi.

Kadına karşı basit yaralama suçu bakımından, hükmolunan ceza iki yıl veya altında bir hapis cezası ya da adli para cezası olduğundan, diğer koşullar da sağlanıyorsa HAGB kararı verilebilir. Bu durumda mahkeme hükmü açıklamaz ve sanık beş yıl süreyle denetime tabi tutulur.

Sanık bu süre içinde yeniden kasıtlı bir suç işlemezse, dava düşer ve hüküm hiçbir hukuki sonuç doğurmaz. Ancak denetim süresi içinde yeni bir suç işlenirse, önceki HAGB kararı açıklanır ve sanık cezalandırılır.

Kasten Yaralama Suçunun Özellikleri

Kasten yaralama suçu, hukuki açıdan belirli özelliklere sahiptir. Bu suçun temel unsurunu, başkasının bedensel bütünlüğüne zarar vermek oluşturur. Bu noktada, meydana gelen zarar eyleminin kasten gerçekleştirilmesi önemlidir; yani failin, zarar vermeye yönelik bir niyeti olmalıdır.

Ayrıca, kasten yaralama suçu, çeşitli derecelere ayrılabilir. Eylemin ciddiyetine göre basit yaralama, nitelikli yaralama ve ağır yaralama gibi kategorilere sahiptir. Bu detaylar, failin ceza sorumluluğunu belirlemede etkili olur. Örneğin, eğer yaralama sonucunda mağdurun sağlık durumu olumsuz etkilenmişse, ceza artırılabilir.

Bu bilgiler ışığında, “Kadına Karşı Basit Yaralama Şikayete Tabi Mi?” sorusunun yanıtı, kasten yaralama suçunun özelliklerine bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Dolayısıyla, hukuki işlemlerin başlaması için mağdurun şikayette bulunması gereklidir.

Kasten Yaralama Suçunun Unsurları

Kasten yaralama suçu, TCK’nın 86. maddesinde tanımlanmıştır. Bu suçun unsurları fail, hareket, failin kastı ve mağdurdur. İlk olarak, fail bir kişinin yasalar önünde bu suçu işleyen kişi olması gerekir.

Hareket unsuru, zorla yaralama ya da fiziki müdahalede bulunmayı içerir. Yani bir kişinin çarpma, itme veya herhangi bir yolla yaralama eylemi gerçekleştirmesi gerekmektedir. Bu aşamada, failin kastı, yani yaralama niyeti de büyük öneme sahiptir. Failin, zarar verme amacı gütmesi, yasal tanımı yerine getirmesi açısından önemlidir.

Son olarak, mağdur unsurunun bulunması gereklidir. Mağdur, yaralanan kişi olmalıdır. Kadına Karşı Basit Yaralama Şikayete Tabi Mi? sorusunu gündeme getiren durumlarda, toplumsal cinsiyet eşitliği ve hukuki koruma da unutulmamalıdır. Kasten yaralama suçunun unsurlarını incelemek, hukuki süreçte önemli bir yere sahiptir.

Kadına Karşı Basit Yaralama Suçunda Tutuklama

Kadına karşı basit yaralama suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 86/2. maddesi kapsamında değerlendirildiğinden, genellikle tutuklama tedbirine başvurulmaz. Çünkü bu suçun cezası dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi gereğince, sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda veya cezanın üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.

Ancak, tutuklama yasağına rağmen bazı istisnai durumlarda hâkim, delil karartma veya kaçma şüphesine dayalı olarak adli kontrol tedbiri uygulayabilir. Bu kapsamda;

  • Şüphelinin mağdura yaklaşmaması,
  • Belirli bir adreste ikamet etmesi,
  • Yurt dışına çıkış yasağı konulması,
  • Belirli aralıklarla kolluğa imza vermesi gibi yükümlülükler getirilebilir.

TCK 86/3 kapsamında yer alan nitelikli yaralama halleri (örneğin eşe, boşanmış eşe, kamu görevlisine, savunmasız kişiye veya silahla işlenmişse) ise farklı değerlendirilir. Bu hallerde ceza miktarı arttığı için CMK 100. madde koşulları oluştuğunda tutuklama kararı verilebilir.

Kadına Karşı Basit Yaralama Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Kadına karşı basit yaralama suçu bakımından görevli mahkeme, Asliye Ceza Mahkemesidir. Çünkü Türk Ceza Kanunu’nun 86/2. maddesi uyarınca bu suçun üst sınırı bir yıl hapis cezasıdır ve Ağır Ceza Mahkemesi’nin görev alanına girmez.

Görevli mahkemenin belirlenmesinde 5235 sayılı Kanun’un 14. maddesi esas alınır. Bu maddeye göre, mahkemelerin görevleri belirlenirken cezanın alt veya üst sınırına değil, kanunda öngörülen en yüksek ceza miktarına bakılır. Basit yaralama suçunun cezası on yıldan az olduğu için davalara Asliye Ceza Mahkemesi bakar.

Yetki açısından ise, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 12. maddesi uyarınca davaya bakmaya yetkili mahkeme, suçun işlendiği yer mahkemesidir. Kadına karşı basit yaralama fiili nerede gerçekleştiyse, o yer Cumhuriyet Başsavcılığı ve Asliye Ceza Mahkemesi yetkilidir.

Eğer suç farklı bir ilde işlendiği hâlde mağdur başka bir şehirde şikayetçi olmuşsa, dosya yetkili mahkemeye gönderilir. Bu tür davalarda genellikle mağdurun ikamet ettiği yerdeki mahkemeler tarafından da süreç kolaylaştırılmak amacıyla işlem yapılabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kadına karşı basit yaralama nedir?

Kadına karşı basit yaralama, bir kadının fiziksel bütünlüğüne zarar veren, genellikle hafif yaralanmalara neden olan eylemlerdir. Bu tür yaralamalar, tokat atma, itme veya sert bir nesne ile vurma gibi şiddet içeren davranışlar olabilir. Eğer bu eylemler kadının sağlığı veya yaşamını tehlikeye atmıyorsa, basit yaralama olarak değerlendirilmektedir. Ancak, bu tür davranışların yasal sonuçları olabilir ve ciddiye alınması gerekir.

Basit yaralama suçunun yasal sonuçları nelerdir?

Basit yaralama, Türk Ceza Kanunu’na göre yasal bir suçtur ve cezası bulunmaktadır. Suçun niteliğine bağlı olarak, faile hapis cezası veya adli para cezası verilebilir. Ayrıca, mağdurun şikayet etmesi halinde, fail hakkında dava açılabilir. Önemli olan, basit yaralamanın bir suç olduğunu ve bu tür eylemlerin cezasız kalmayacağını bilinmesidir.

Kadına karşı basit yaralama şikayetinde hangi belgeler gereklidir?

Kadına karşı basit yaralama şikayetinde, genellikle olayın meydana geldiğine dair bir dilekçe yazılması gerekmektedir. Ayrıca, mağdurun sağlık durumunu gösteren rapor ve şikayete dayanak olacak tanık beyanları da önemli belgeler arasında yer alır. Mağdur, durumu daha net ifade edebilmek için olaya dair fotoğraflar da ekleyebilir. Tüm bunlar, şikayetin güçlendirilmesine yardımcı olacaktır.

Kadına karşı basit yaralama durumunda ne yapmalıyım?

Eğer kadın bir basit yaralama mağduru olduysa, öncelikle kendi güvenliği için tehlikeli ortamlardan uzaklaşması önemlidir. Ardından, mümkünse sağlık hizmetlerinden yararlanmalı ve olayın etkilerini değerlendirmek adına bir doktora görünmelidir. Hemen sonra, durumu yetkililere bildirmek için gerekli adımlar atılmalı ve şikayet dilekçesi hazırlanmalıdır. Unutulmaması gereken, bu tür durumların yasal olarak ciddiye alınması gerektiğidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir